Korku

korku

Korku ve kaygı nedir? Normal bir duygu mudur?

Korku, iç veya dış dünyadan kaynaklanan bir tehlike olasılığı ya da birey tarafından tehlike olarak algılanıp yorumlanan herhangi bir durum karşısında yaşanan evrensel bir duygudur. Kaygı ise, birey tarafından sebebi bilinmeyen, nesnesiz tehlikelere karşı verilen tepkilerdir. Korkuda kişi dışarıdan gelecek tehlikeyi bilir, kaçma veya savaşma tepkisi gösterir. Korku veren nesne ortadan kalktığında rahatlar. Kaygı ise daha genel bir durumdur. Korkuya göre daha şiddetli ve uzun sürelidir.

Her birey hayatı boyunca korku duygusunu zaman zaman yaşar. Burada önemli olan korkunun ne derecede yaşandığıdır. Erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da korku görülmesi normaldir, fakat, çocukların korku kaynakları ve gösterdikleri tepkiler ile yetişkinlerinki farklılık gösterebilir. Çocukların normal gelişim süreçleri içerisinde duydukları bir takım korku ve kaygılar normal karşılanmakla birlikte, kaybolması gereken yaşta kaybolmuyor ve hala devam ediyor, çocuğun ve ailenin hayatında zorluklar çıkarıyor ise bu nokta da bir kaygı bozukluğundan bahsedilebilir.

Gelişimsel korkular nelerdir?

Çocukluk yıllarında fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimin temelleri atılmakla birlikte, çocuk çevresini tanımaya, anlamaya ve olaylara karşı bakış açısı geliştirmeye ve olayları yorumlamaya çalışır. Bu süreç içerisinde korku da şekillenir. Çocukluk korkuları ile bilmemiz gereken çocuğun gelişiminin bir parçası olduğudur. Çocukluk korkularıyla ilgili dikkat etmemiz gereken diğer bir nokta; öncelikle çocuğumuzun gelişim dönemine göre korkuların oluşması ve zamanla kaybolmasıdır. Gelişimsel korkuları gelişim evrelerine göre şu şekilde sıralayabiliriz.

6 İla 18 Ay Arası: Bebekler 8. Ay ile birlikte artık annelerinin yüzünü yabancılardan ayırabilmektedir. Bu yüzden yabancı korkusu dediğimiz, yabancı bir kişi ile fiziksel temasa geçtiklerinde veya yabancı birini gördüklerinde tepki gösterebilirler. 18 aya kadar bu korkuların yenilmesi beklenir. Ayrıca 14 ay itibari ile çocuklar dış dünyayı daha iyi algılamakta ve gözlemleyerek tanımaya çalışmaktadır. Bu nedenle yabancı oldukları durum veya nesnelere karşı da korkular geliştirebilirler. Örneğin, yüksek ses, şimşek çakması, hayvan korkuları gibi.

2 Yaş: 2 yaşından itibaren hayal kurma yeteneği ile birlikte çocuklar gerçek dünya ile hayalleri karıştırabilirler. Çocuk gece gördüğü bir kabusu gerçek zannedebilir. Duyduğu hikayedeki bir cadı onu yakalamaya gelebilir veya yatağının altındaki
canavar her an geceleyin onu yiyebilir, yatağın altına çekebilir. Çocuk hayal ürünü olan korkuların gerçek olduğunu düşünüp korkabilir. Karanlık korkuları bu yaş ile başlayıp 6 yaşa kadar devam edebilir. Karanlık olduğunda dahi hayatın devam ettiğini
algılayan çocuk dış unsurları tehlikeli bulmaya başlayıp, anne-babasının yanında yatmak isteyebilir.

3-4 Yaş: Yuvaya başlama ile birlikte ayrılma korkusu görülebilir. Burada çocuğun zor ayrılması ve çok kolay, hiç umursamadan annesinden ayrılması normal olmayan durumlardır. Aslında burada önemli olan nokta, bakım verenine güvenli bağlanan
çocuk (annesinin gittiğine üzülen fakat kısa sürede sakinleşen çocuk), 3 yaş itibari ile yuvaya başlamaya hazırdır. Çünkü, çocuk, 2 yaşına doğru ayrılma korkusunu aşmış olmalıdır. Ayrılma korkusu, okula adaptasyon süresinden uzun sürdüyse bir uzmandan destek almakta fayda vardır. 3-4 yaş grubunda görülen gelişimsel korkular, karanlık, canavar ve hayalet/hayali yaratık korkuları, hayvan korkularıdır.

5-6 Yaş: Gelişmeye devam eden benlik duygusu ile birlikte çocuklar kendi bedenine gelecek zararlardan korkmaya başlayabilir. Kötü insanlardan korkma, fiziksel yaralanma korkuları görülebilir.

Korku ne zaman fobiye dönüşür?

İster çocuk olsun ister yetişkin insanoğlu kendisini tehdit altında hissettiği durum ve olaylardan içgüdüsel olarak kaçınır. Bu içgüdüsel olay, yani korku, olay geçtiği zaman geçer. Korku bu anlamda, insanın yaşamını sürdürmesine hizmet eder.

Korku, kişiyi kontrolü altına aldığı, yani, bireyin yaşamını sürdürmesini zorlaştırdığı, yaşamını istediği şekilde sürdürmesine engel olduğu zaman fobiye dönüşmüş demektir.

Çocuk, bulunduğu yaş ve gelişim dönemine uymayacak derecede bir korku yaşıyor, korktuğu şeyi takıntı haline getirmiş ve duygusal/davranışsal olarak bunu dışarı vuruyor, korkusu günlük yaşamını olumsuz etkiliyor ve bir türlü rahatlıyamıyor ise korkusu fobiye dönüşmüştür. Bu noktada bir uzmandan yardım almak gerekir.

Çocuklarda kaygı kendini ne şekilde göstermektedir?

Çocuklar genellikle kaygı hallerini açıklayamazlar, onlar için yeni olan ve bilinmeyen her şey ürkütücüdür. Çocuklar kendilerine korku veren durumlar hakkında konuşmakta ve kendilerini ifade etmekte güçlük çekebilirler. Bu noktada ailelere bazı görevler düşmektedir. Aile, günlük rutini içerisinde, çocuğunun nasıl davrandığını ve nasıl tepkiler verdiğini iyi gözlemlemelidir. Gözlem yaparken dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğu kendi gelişim düzeyi, yaşı ve karakteri bağlamında değerlendirmektir.

Çocukta kaygı kendisini birçok şekilde (davranışsal, fiziksel vs) gösterebilir.

  • Uyku düzeninin bozulması (çok-az uyuma).
  • Beslenme alışkanlıklarının bozulması (çok-az yeme).
  • Tuvalet alışkanlıklarının bozulması (alt ıslatma vs.).
  • Okul fobisi.
  • Gergin, huzursuz, ağlamaklı, hırçın olması.
  • İçine kapanma, sosyalliğin azalması.
  • Anne-babaya aşırı yapışık olma.
  • Yaşının gerisinde davranış göstermesi.
  • Tırnak yeme.
  • Çeşitli tik ve/veya takıntılar geliştirmesi.
  • Dikkatini toplamada zorluk.
  • Kabuslar görme.
  • El titremesi, baş ağrısı, mide bulantısı vs. belirtileri ile kaygı çocukta kendini gösterebilir.

Korku, nedenleri, tedavi ve çözümü...

Kaygıya neden olan unsurlar nelerdir?

Bu konu ile ilgili öncelikle şunu bilmekte fayda var. Ailelere bu pek öyle gelmese de, çocukların genellikle çoğu hayatlarında bir düzen isterler. Çocukların istedikleri düzen yetişkinlerin istediği düzenden biraz daha farklıdır. Daha da açacak olursak, çocuklar kendilerini güvende hissetmek için bir düzene ihtiyaç duyarlar, böylece, kendi dünyalarındaki rutin bozulmaz ve kendilerini güvende hissetmedikleri bir durum yani bir sürpriz ile karşılaşmazlar. Bu noktada çocuğun günlük rutin yaşamını etkileyecek ebeveynlerden ya da aileden birinin kaybı, boşanma, yeni doğacak bir kardeş, okula başlama veya okul değiştirme gibi çocuğun günlük rutinini değiştirecek ve etkileyecek her olay sonrasında çocukta kaygı gelişebilir. Ayrıca, kaygı, çocuğun ebeveyninin, öğretmeninin ve arkadaşlarının davranışlarına göre artıp azalabilir. Çocuğun istek ve dürtülerinin, ailesi, öğretmeni veya başkaları tarafından engellenmesi çocuklarda çeşitli kaygı tepkilerine sebep olabilir. Bir diğer taraftan bakacak olursak, kaygılı bir ebeveyn tarafından büyütülmek çocuklarda kaygı bozukluklarının ortaya çıkmasında ve en önemlisi belirtilerin daha da kötüye gitmesinde önemli rol oynamaktadır. Kaygılı, endişeli, müdahaleci ve mükemmeliyetçi ebeveyn, çocuğu için güven veren, rahatlatan, olumlu bir örnek olmaktan ziyade, çocuklarının sorununa doğrudan katkıda bulunan ebeveyndir. Korku ve kaygı tıpkı diğer duygular gibi doğuştan gelen duygular olmanın yanı sıra model alma yoluyla da geliştirilir. Çünkü çocuk hangi durumda hangi olaya/nesneye nasıl tepki verebileceğini gözlemleyerek ve ilk olarak sizden öğrenecektir. Aşırı kaygılı, korkulu, endişeli ve müdahaleci ebeveyn bu yönüyle çocuğuna olumsuz bir örnektir. Kaygı bozukluğu olan çocuklarla ilgili yapılan çalışmalarda, çocuktaki uyum sorununun nöropsikolojik işlev bozuklukları, genetik özellikler ve kalıtımı

Peki, çocuğuma nasıl yardımcı olabilirim?

Çocuğunuzun korkularını önemseyin ve korkularını “aman bundan mı korkuyorsun?” “korkacak ne var anlamıyorum ki” gibi cümlelerle değersizleştirmeyin.

Çocuğunuzu zorlayarak, korku duyduğu obje ile karşı karşıya getirmeyin. Korktuğu nesneden uzaklaşmasına izin verin ve kendisini güvende hissetmesine fırsat tanıyın.

Korktuğu nesneden uzaklaştıktan sonra korkusunu aşamalı olarak yenmesi için ona fırsat tanıyın. Örneğin, kediden korkuyorsa, önce çocuğunuza kedilerle ilgili hikayeler okuyarak başlayabilirsiniz, kedilerle ilgili çizgi filmler izletebilir, resimler çizdirebilirsiniz. Daha sonra kediler ile oynayan yaşıtlarını ona gösterebilir, duygu ve düşüncelerini sorabilirsiniz.

Ebeveynin çocuğun korkusu ile ilgili çeşitli oyunlar oynatması da iyileştirici bir yöntemdir. Unutmayın, oyun iyileştirir.

Çocuk asla korkuları nedeni ile eleştirilmemeli, alay edilmemelidir. Korkmamayı, “kocaman çocuk olmak” ile bağlamamalısınız önce çocuğunuzun korkularını kabul etmelisiniz. Bu çocuğa anlaşıldığını ve değer gördüğünü hissettirecek, böylece, sizinle korkuları hakkında daha iyi iletişim kuracaktır.

Küçük çocuklarda hayal gücünden yararlanabilirsiniz. Hayali koruyucu bir süper kahraman ya da korktuğu esnada kendini güvende hissedebileceği bir yer hayal etmesi korkularını azaltmasında yararlı olabilir.

Çocuğunuzu yetiştirirken onu kaygılı, endişeli düşünce, davranış ve tutumlarla değil, sevgi ve güven duygusu içinde yetiştirmeye çalışın. Duygular geçişkendir ve kaygı ebeveynden çocuğa geçer. Kaygıyı arttıran ebeveyn tutumları yerine hoş görülü, tutarlı ve güven veren tutumlar sergileyin.

Çocuğunuzdan beklentiniz yüksek olmasın. Ondan yapamayacağı bir şey beklemek kaygısını arttıracaktır. Yapamadığı bir şey ile karşılaştığında destek olun, denemesine fırsat verin.

Çocuğun günlük rutininde olabilecek herhangi bir değişiklik (yeni bir kardeş, boşanma, taşınma vs gibi) onu kaygılandıracaktır. Böyle değişiklikler için çocuğunuz ile önceden konuşun. Olacak değişik ile ilgili az ve öz bilgi verin, fazlasını vermeyin!

Eğer çocuğunuzun kaygı düzeyi yüksekse ve sizin ve/veya çocuğunuzun günlük hayatını etkiliyorsa bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin.

Korku, Beylikdüzü Korku Terapisi, Beylikdüzü Psikolojik Danışman

Korku, Beylikdüzü Korku Terapisi
beylikdüzü korku terapisi