Kuşak Çatışması

kuşak çatışması

Çocukların yetişkinliğe geçişte, yani ergenlik döneminde, ergenin çözmesi gereken en önemli sorunlardan birisi, bilinç dışındaki ana-baba kavramlarında yapmak zorunda olduğu değişikliklerdir. Bu yalın bir bağımsızlık dürtüsünden öte, çocuğun davranışlarına o güne dek rehberlik etmiş olan dayanakların önemli ölçüde değiştirilmesi gereğini de içerir. Çocuk güvenini, anne- babasının her şeyi bilen ve her şeyin üstesinden gelebilen kişiler olduğu inancından alır. Eğer çocuğun yaşantıları ana- babayı bu kavramlarla birlikte algılamasını engeller nitelikteyse anksiyete ve güvensizlik duyguları belirir. Ergenlik çağına ulaşan çocuk ana -babasının güçlü imgelerini yıkma çabasında, ilk adım olarak onların yerine geçecek başka kişiler arar. Ancak bir süre sonra aradığını bu yolla bulamayacağının bilincine varır. Giderek yetişkinliğe ulaşmak için gerekli olan gücü ve bilgeliği kendi içinde yaratma zorunluluğunu kabul etmeye başlar.


Bu dönem süresinde ana-baba ergenin gözünde geçici olarak değerini yitirir. Bu durumda ergen yalancı önderlerin güç gösterilerine kolayca kapılabilir. Davranışlarını başkalarının denetiminden çıkarıp otorite etkisinden sıyrılmak için ergenin çok çaba göstermesi ve sürekli denemelerde bulunması gerekir. Bu deneylerin başarıyla sonuçlanmasıyla yetişkin yaşamın temeli atılmış olur. Burada üzerinde durulması gereken konu ise bu süreci atlatırken bir kuşak çatışmasına sahne olması yada en az zararla atlatmaya çalışmasıdır.

Bu dönemde ergen için iki olumsuz durum vardır. İlki anne ile baba arasındaki anlaşmazlıklara tanık olmak ikincisi ise bizzat kendilerinin anne babayla anlaşmazlık yaşamasıdır.

Geçimsizlikleri, kavga ve tartışmaları seyretmek (anne ile baba arasındaki) ergen için yaralayıcıdır. Anne babanın bu eylemi karşısında eleştirici bir tutumu olan ergen onların tartışmalarını tüm yetişkinlere özgü bir durum olarak kabul edilebilir. Bazen ergen ana-baba anlaşmazlığı ergende iki olumsuz tepki yaratır. Önce bir terk edilme duygusu (çünkü kendi polemiklerine dalan yetişkinler ergene en ufak ilgi gösteremez olurlar) . Sonra geleneksel eğitimin o kadar övdüğü aileye özgü rol, uygulamada hiçbir şeye karşı değildir. Bu durumun en sık görülen sonucu gencin olgunlaşmasında bir engellenmeyle ortaya çıkar. Çocuksu duygusal bağların sürdüğünde de tanık olunabilir.

Bazense otorite ahlaki bir uyarı olmaktan çıkar. Çünkü ana babaların ergen karşısındaki davranışlarında kararsızlık vardır. Bu durumda ergen, yetişkinlerin davranışlarında akılcı bir ilke olmadığını düşünür ve onları tutarsızlıkla damgalar. Yine sevginin çocuklar (yani kardeşler)arasında eşit dağıtılmaması da aile ve ergen arasında kutuplaşmalara yol açar.
Ergenler geleceğin yetişkinleri olarak bir takım haklara sahiptirler. Oysa ana- baba ya da çevredeki yetişkinlerin çoğu, ergenin kişiliğini yetişkin otoritesinin uygulandığı bir nesne olarak tanımak gerekir. Ana babalar genellikle çocukların olgunlaşmasına bilinçdışı bir biçimde karşı koyar. Bu nedenle toplumla ilişkiye girmesi onları rahatsız eder. Aile dışındaki yaşam ergene olumsuzluklar yumağı gibi sunulur. Böylece onu kendilerine bağımlı kılmaya çalışırlar.
Aileler ergen hakkında yargıya varırken genellikle kendi önyargılarını devreye sokarlar. Onları anlamak yerine, yargılamayı ve yanlış olduklarını söylemeyi tercih ederler. İşte bu da zaten patlamaya hazır olan genç ve ebeveyn arasında ciddi çatışmalara yol açar.

Unutulmaması gereken bir şey vardır; ailenin, ergenlik sırasında çocukta meydana gelen değişimlere karşı çıkmasının altında yatan en önemli neden , bu değişimlerin çocuk ile aile arasındaki kopmanın başlangıcı olmasıdır. Anne- baba bunu kabullenemez. Oysa bu yaşanması gereken bir süreçtir ve YAŞANMAK ZORUNDADIR. Baskı, psikolojik savaş, küskünlük vs. yöntemler bu sürecin kalıcı izler ( her iki taraf içinde ) bırakmasına sebep olur. Anne baba ergenin davranışlarını ne kadar çok kötüleyip eleştirir ve engellerse karşılığında o kadar nefret kazanır.

Kuşak Çatışması, nedenleri, tedavi ve çözümü...

Gençlerin sağlıklı gelişmesi için onlarla sürekli iletişim halinde olmak, özelliklerini bilmek, kişiliklerine saygı göstermek gereklidir. Böyle davranılmadığında gençler ile erişkinler arasında çatışma başlar. Kuşak çatışması denen bu durumda, gençler ve erişkinler arasında meydana gelen kuşak çatışmasının başlıca nedenleri şunlardır.


  • Eve dönüş ve yemek saati.
  • Ders çalışma, eğlenme, gezme zamanı.
  • Giyinme ve süslenme biçimi.
  • Arkadaş seçimi ve arkadaş ilişkileri.
  • Kız- erkek arkadaşlığı.
  • Büyüklere karşı saygı.
  • Gelenek, görenek ve değer yargıları.
  • Dünya görüşü v fikirlerin tutarsızlığı.

Kuşak çatışmasının onarılmaz boyutlara ulaşması, genç ile aileyi birbirinden koparır. Ailesiyle sağlıklı, doyurucu ilişkiler kuramayan genç, bu gereksinimini başka kişiler ve gruplarda arar.

Gençlerin bir arkadaş grubunun olması onun kimliğini bulması, sosyalleşmesi ve kendini ifade edebilmesi için doğal olarak çok gereklidir; ancak ailesiyle kopmuş bir genç, çok farklı ve tehlikeli grupların etkisinde de kalabilmektedir.

Anne- babalar kuşak çatışmasının onarılamaz boyutlara ulaşmasını önlemek şu ilkelere dikkat etmelidirler.

Her şeyden önce genç; artık kendisini bir yetişkin gibi görmektedir, siz de öyle görün ve ona saygı gösterin; Hadi oradan, daha dünkü çocuğun söylediğine bak türü yaklaşımlardan kaçının.

Gençlik çağına ait ruhsal, fiziksel özelliklerinin neler olduğunu ve bunun gence olan etkisini öğrenip göz önünde bulundurun.
Gencin bu dönemde birbiriyle tutarsız olan davranışları karşısında soğukkanlı olun, kırıcı ve yıkıcı tepkiler göstermeyin. Eviniz ve ailenizle ilgili alacağınız kararlarda onun da görüşünü olmaktan çekinmeyin. 

Konuşma ve tartışmalarda doğru düşündüğü, gerçeği bulup söylediği durumlarda ona hak verip, ona hak verip, ona katıldığınızı söylemekten çekinmeyin. Bir genç, arkadaş grubuyla ilişkileri ne boyutta olursa olsun, problemleri, sıkıntıları ve sevinçlerinde ailesinin yanında olduğunu hissetmelidir. Gencin tutum ve davranışlarına yön verirken (Benim gençliğimde…) diye başlayan nutuk ve öğütlerden kaçının. Ona öğüt vermek yerine örnek davranışlarda bulunun.

Tabii ki çatışmalarda gençlerin de üzerine düşen bazı görev ve sorumluluklar vardır. Gençlere şunları öğütleyebiliriz. Gençler bilse, yaşlıklar yapabilse deyişini unutmayınız.

Bütün isteklerinizin hemen, tümüyle o anda gerçekleşemeyebileceği bilin.

Her yerde ve her zaman yetişkinlerden öğreneceğiniz bilgi ve deneyimler olduğunu kabul edin!

Konuşma ve tartışmalarda kırıcı ve sert olmayın!

Engeller ve sorunlar karşısında en büyük destekçinizin anne ve babanız olduğunu unutmayın! Motivasyonun sağlanmasında ailenin olumlu rol oynayabilmesinin ilk şartı, genci anlamaktır. Ne denli zor bir dönem yaşadığının farkında olmak ve bunu da gence yansıtmak gerekmektedir. Bu da ancak aile içinde olumlu bir iletişim ortamı kurulmasıyla olur. Olumlu bir iletişim ortamının olduğu ailelerde aile üyeleri birbirini anlar, olduğu gibi kabul eder, hiçbir koşula bağlı olmaksızın sever ve birbirine güvenirler. Böyle bir ortamda yetişen genç, sevildiğini, kendisine güven duyulduğunu, anlaşıldığını bilir, bu da ona güç verir.


Kuşak Çatışması, Beylikdüzü Kuşak Çatışması Terapisi, Beylikdüzü Psikolojik Danışman

Kuşak Çatışması, Beylikdüzü Kuşak Çatışması Terapisi
beylikdüzü kuşak çatışması terapisi