Ölüm ve Yas Süreci

ölüm ve yas süreci

ÖLÜM VE ÇOCUK

Bir çocuğun ölümle ilgili algıları yaşına ve yaşantılarına göre değişir. Okul öncesi dönemdeki çocuk ölümü geçici bir süreç olarak görür. 6-10 yaş arasında ölümün gerçekliğinin ve sonucunun farkına varır. Ölüm ve cenaze töreni hakkında merak duyabilir. 11 yaşından itibaren çocuk, ölümü bir yetişkin gibi algılamaya başlar.

Duygularınızda açık ve dürüst olun. Sevgi ve güvenden oluşan bir kabul atmosferi oluşturun.
Çocukları yaslarını kendi tarzlarıyla ifade etmeleri için cesaretlendirin. Yas acısının gerçekliğini kabul edin. Çocuğu ( sınıfınızı ya da kendinizi de) bu acıdan kurtarmaya kalkışmayın. Destekleyici ve gerektiğinde ulaşılabilir olun.

Öğrencinin, istediği zaman yalnız kalabileceği sessiz ve özel bir yer sağlayın (rehberlik servisi veya revir gibi) . Hemen her şey göz yaşlarını tetikleyici olabilir.Öğrencinizin yas tutma ihtiyacına saygı gösterin. Öğrencilerinizin, bir kayıp karşısında yas tutmanın doğal ve normal bir tepki olduğunu anlamalarına yardımcı olun.

Çocukları ölümden soğutmayın. Ölümün, hayatın doğal bir parçası olduğunu öğrencilere açıklayın. Bir böcek veya kuşun ölümünü, solmuş bir çiçeği ya da dökülen yaprakları yaşam döngüsünün bir parçası olarak ölümün tartışılması için fırsat olarak kullanın.

BİR YAKININ ÖLÜMÜ KONUSUNDA ÇOCUĞA YARDIM ETME

Bir çocuk için ana-baba, akraba veya yakın arkadaşının ölümü yıkıcı bir deneyimdir. Çocuğun, ölümün yaşam dönemlerinin kaçınılmaz bir bölümü olduğu konusunda dürüstçe ve önemseyen bir tutum içinde hazırlanması ölümle baş etmenin en iyi şeklidir. Ailenin bir üyesi öldüğünde, tüm çocuklar şöyle ya da böyle bundan etkilenir ve yetişkinlerden farklı davranırlar. Yaşı çok küçük olan çocuklar ölümü anlamakta zorlanabilirler. Sevdiği birini kaybeden bir çocuğun kendini güvende hissetmesi ancak ailedeki en yakın üyelerden gelecek sevgi ve şefkatle mümkündür.
Ölüm acısının ve yaşanan karmaşık duyguların üstesinden gelmek çok güçtür. Küçük çocuklar aileden birinin ölümüyle ilgili duygularını dile getiremezler. Bu yüzden çocuklar ölüm hiç olmamış ve kendileri bundan hiç etkilenmemiş gibi davranabilirler. Ölümle ilgili duygularını anlaşılması zor, farklı davranışlarla ve oyunlarıyla belli ederler. Çok küçük çocuklar bile, ifade edememelerine rağmen derin bir yas duygusu yaşarlar.
Okul öncesi yaştaki çocuklar ölümü genellikle geçici bir durum sanırlar. Ölenin geri gelmesinin mümkün olduğuna inanırlar. Çizgi filmlerde ölen ve tekrar yaşama dönen kahramanları gördükleri için bu inancı taşımaktadırlar. Yaşları 5 ila 9 arasında olan çocuklar, ölümü yetişkinler gibi algılamaya daha hazırdırlar ama yine de kendilerinin veya yakınlarının ölebileceğine inanmazlar.

ÖLÜM OLAYININ ÇOCUĞA SÖYLENMESİ

Yetişkinlerin kendileri de bazen ölüm ile yüzleşmekte büyük sorunlar yaşarlar. Yetişkinler gibi çocuklarda yas tutarlar. Bir yetişkin ya da çocuk için yas yaşamak, sadece anlamak değil aynı zamanda hissetmek demektir. Sevecek kadar büyümüş olan yas tutacak kadar da büyümüş demektir. Henüz konuşmaya başlamamış çocuklar bile sevdikleri birinin kaybında yas tutarlar. Bu ölüme ilişkin duyguları, sonsuza kadar yaşamlarının bir parçası olur.

Bu nedenle çocuklarla ölümü açık dürüst bir şekilde tartışmak çok güç olabilir. Ancak ölümle ilgili kişisel korkuları üzerine düşünmüş, bunları araştırmış, bunlardan bir şeyler öğrenerek göğüs gerebilmiş yetişkinler, çocuklara sevilen birinin ölümü halinde yardımcı olabilirler. Böylece çocuk hem yaşama hem de ölüme ilişkin sağlıklı tutumlar oluşturabilir.

Yetişkinler çocuğun kolaylıkla örselenebileceği bu dönemde anlayış ve sevgi ile ona rehberlik edebilirler. Ve bu deneyimin onun kişisel gelişiminde değerli bir katkı olmasını sağlayabilirler. Bir ölüm durumunda çocuğun sıcak duygularla sarmalanmaya, kabul edildiğini, anlaşıldığını görmeye gereksinimi vardır. Çocuğun bakımını üstlenen yetişkinler ona bu desteği sağlayabilirler.

Yas çok karmaşıktır. Çocuktan çocuğa farklılıklar gösterebilir. Çocukla ilgilenen yetişkinler onunla bu duyguların utanılacak yada gizlenecek bir tarafı olmadığı, tersine bu duyguların sevilen bir kişinin ölümünde son derece doğal olduğu hakkında konuşmalıdırlar.
Çocukla ölüm hakkında konuşmak çok çetin bir iştir. Ancak konuşmamak onları, bu kaçınılmaz acı sürecinde, korumasız bırakmak olur. Çocukların hayalleri o denli geniştir ki, onların ölüme ilişkin korku ve endişeleri gerçeklerden daha rahatsız edicidir. Çocuklar ölümün nasıl bir şey olduğunu öğrenmek isterler. Kendileri yaramazlık yaptıkları için ya da kötü ruhlardan dolayı değil, ölümün fiziksel nedenlerden dolayı olduğunu anlamalıdırlar. Çocuklar gömme ve cenaze törenleri hakkında aydınlatılmalıdırlar.

Cenaze töreninin ne olduğu ve neden yapıldığını ona açıklayın, fakat gelmesi için ısrar etmeyin. Korku içinde olan bir çocuğu cenaze törenine gitmesi için zorlamak doğru değildir. Onun yerine, bir süre sonra ziyaret etmek amacıyla mezara götürülmesi uygun olacaktır.
Sevilen birinin kaybında çocuğa duygularının, korkularının ve isteklerinin anlaşılacağını gösteren bir ortam hazırlayın. Bu ortam çocuğa cenaze töreni planlarının bir parçası olma hakkının da verildiğini gösterebilmelidir.

Her ne kadar çocuk bu töreni tam olarak anlayamasa da tören çocuğun bir çeşit rahatlama hissetmesine ve yaşamın devam ettiğini anlamasına yardımcı olur. Burada sözü edilen törene katılması için çocuğa fırsat verilmesidir, zorlanması değil. Törenin amacını açıklayın; bunun ölen kişinin anısına yapıldığını bu günlerin ailenin birbirini rahatlatma, yardım etme ve destek verme zamanı olduğunu ve yaşamın devam ettiğini gösterdiğini anlamasını sağlayın.
Ölümü kabul etmek ve bu üzüntünün üstesinden gelmek pek çok yetişkin için bile çözülmesi zor bir sorun olduğundan, onlar çocukların da bu konuyla baş edemeyeceğine inanırlar. Ölümle ilgili konuşmalardan, törenlerden çocuğu uzak tutmaya çalışarak, onu koruyacaklarını sanırlar. Asıl bu durum çocukları endişelendirir, şaşkınlık yaşamalarına ve kendilerini yalnız hissetmelerine yol açar.

Çevrelerindeki insanlardan en çok destek ve güvence istedikleri bir zamanda zihinlerini kurcalayan pek çok soruyla baş başa kalırlar. Bu sorulardan bazıları arasında; Bana şimdi kim bakacak, babam, annem, kardeşim vb. neden öldü ne zaman gelecek gibi sorular bulunmaktadır. Çocukların bu sorularına, onların anlayabileceği tatlı bir dille, olabildiğince gerçek ama basit cevaplar verin. Örneğin, 5 yaşından küçük bir çocuğa, ölen kişinin, uzun bir yolculuğa çıktığını bu yolculuğun bildiğimiz yolculuklardan farklı olduğunu, o yüzden kendisine veda edemediğini ama her zaman bizi sevmeye devam edeceğini bizi düşüneceğini söyleyebilirsiniz. Eğer çocuk 6 yaşında ya da büyük ise, ölümü, diğer canlıları (bir çiçek veya bir hayvan gibi) ölümü ile ilgili bir örnek vererek açıklayabilirsiniz.

ÇOCUKLAR SEVDİKLERİ BİRİNİN ÖLÜMÜ KARŞISINDA NASIL DAVRANIRLAR

Yas tepkisi beş aşamadan oluşur. Bunlar şok, korku, öfke, suçluluk ve kederdir. Bu aşamalar, aslında ister çocuk, ister yetişkin, ister doktor ister hemşire olsun, ölümü yaşayan herkes için geçerlidir. Ancak herkesin bu aşamalardan geçerken gösterdiği davranışlar farklılaşabilir.

Kardeşi yada anne babasından ölen bir çocuk, çok büyük bir şok yaşayabileceği gibi bu ölümün gerçek olduğuna inanmaz. Sanki olmamış gibi davranabilir. Aile üyeleri yada akrabalar, kendileri olayın şokunu üzerlerinden atamadıkları için, çocuğu istemeden ihmal edebilirler. Çocuktur diye onun neler hissettiğiyle ilgilenmeyebilirler. Bu da durumu daha karmaşık hale getirebilir. Anne yada babasının ölümünden sonra çocuk kendisine şimdi kimin bakacağını merak eder, endişe duyabilir. Sevdiği diğer insanları da kaybedeceğini düşündüğü için yoğun bir korku içinde olabilir yakınların eteğine yapışır ve sıklıkla kendisini sevip sevmediğini yada ne kadar sevdiklerini sorabilir.

Ölen kişi, çocuğun dünyasında çok önemli bir yer tuttuğu ve çocuk kendini onun yanında güvende hissettiği ve o kişinin ölümü ile birlikte bu güven duygusunu yitirdiği için çocuk öfkelenebilir, kızabilir ve saldırganlaşabilir. Uzun süren bir depresyon, ölümü inkar etmedeki ısrar, öfkenin dışa vurulması; tüm bunlar yardım için yalvarmadır. Bu öfke onun itiş-kakışmalı oyunlarında, kabuslarında, gergin ve sinirli davranışlarında kendini gösterebilir. Çocuğun öfkesini, ailenin sağ kalan bireylerine yöneltmesi epey sık görülür.

Annesi ya da babası ölen bir çocuk genellikle, daha küçük bir çocukmuş gibi davranabilir. Bebeksi tavırlarla, sürekli beslenmeyi, kucaklanmayı ve altının bağlanmasını isteyebilir. Konuşması bebek gibi olur parmağını emmeye, kekelemeye ve gece altını ıslatmaya başlayabilir.
Bunların çok doğal ama geçici tepkiler olduğunu unutmayın.

Küçük çocuklar yakınlarının ölümüne kendilerinin sebep olduğuna inanırlar. Şöyle ki, eğer ölümünden çok daha önce, kardeşi, anne ya da babasına kızdığı için, yaşının gereği çok doğal bir tepki olarak keşke ölse diye düşünmüşse bu dileğin gerçekleştiğini sanır ve bundan büyük bir suçluluk duyabilir. Çocuk baş ve mide ağrısı çekebilir, kendisinin de öleceğinden korkabilir. Daha büyük çocuklar ölen kişiyi taklit edici davranışlar içine girebilir.

Çocuğun ölüm olayı karşısında gösterebileceği bu davranışların hepsi normaldir. Bu tür bir yas sürecinden geçen kişi için zaman önemli bir faktördür. Uzmanlara göre, çocuğun önemli bir ölüm olayının ardından 6 ay sonra, artık yavaş yavaş normal davranışlarına dönmesi ve günlük yaşantısını sürdürmesi beklenir. Ancak aileler, bu davranışların yanında, normal olmayan belirtilerin de farkında olmalıdırlar. Ölümü izleyen haftalarda, bazı çocukların ölen yakınının sağ olduğu konusunda ısrar etmesi doğaldır. Ama ölümün uzunca bir süre inkar edilmesi veya ölenin arkasından ağlayıp üzülmekten kaçınma, üzüntüyü uzun bir süre bastırmak, sağlıklı tepkiler değildir. Bu davranışlar, daha ileride kendini ciddi sorunlar halinde gösterebilir. Eğer bu altı aylık süre sonunda, söz konusu tepkiler devam ediyorsa ve aşağıdaki türden belirtiler varsa, çocukla ilgilenen kişilerin bir öğretmen, çocuk doktoru ya da bir ruh sağlığı uzmanından yardım istemeleri yararlı olacaktır.

  • Çocuğun altı aydan daha uzun sürecek şekilde, gündelik olaylar ve faaliyetlerle ilgilenmemesi, her şeye karşı ilgisiz olması.
  • Altı aydan daha uzun bir süre, bebeksi davranışlarını sürdürmesi.
  • Ölen kişinin davranışlarını aşırı şekilde taklit etmesi, sürekli onunla beraber olmak istediğini tekrarlaması.
  • Arkadaşlarından uzaklaşması.
  • Okul başarısının çok önemli bir şekilde gerilemesi, okula gitmek istememesi.

Ölüm ve Yas Süreci, nedenleri, tedavi ve çözümü...

ÇOCUK VE YASA İLİŞKİN BAZI ÖNERİLER


  • Bir yetişkin olarak iyi bir gözlemci olun. Her çocuğun davrandığına bakın. Çocuğa açıklamalar bombardımanı yapmayın. Genellikle hemen cevap vermek yerine onu anlamaya yarayacak sorular sormak daha yararlı olabilir.
  • Sevilen birinin kaybında çocuk hemen beklenen tepkileri vermeyebilir. Sabırlı davranın ve onun istediği zaman sizden yararlanabilmesi için hazır olun.
  • Çocuk da ailenin bir parçasıdır. Sevilen kişilerin varlığı çocukta tekrar güven duygularının oluşmasına yardımcı olur. Yetişkinin şefkatli kollarında çocuk kendini güvende hisseder.
  • Sevilen bir kişinin ölümünü anlatırken basit ve net bir dil kullanın.
  • Dürüst olun. Ölüme ilişkin kendi duygularınızdan söz edin. Böyle yaparak çocukların kendi duygularını anlatabilmeleri için bir model oluşturabilirsiniz. Bunu yaparken ağlamanın hiçbir sakıncası yoktur.
  • Çocukların tüm duygularını ifade etmelerine olanak sağlayın. Sevilen kişinin ölümünde öfke, suçluluk, isyan, keder ve ümitsizlik çok doğal duygulardır.
  • Sadece siz konuşmayın.
  • Ölüm anında ya da sonraki aylarda yasla baş etmede her çocuk için aynı yöntem uygun olmayabilir. Sabırlı, esnek ve bireysel gereksinimlere duyarlı olun.
  • Ölümle ilgili kendi kişisel duygularınızı hatırlayın. Kendi şüphelerinizi, korkularınızı, düşüncelerinizi bilinçli bir şekilde keşfedemediğimiz zaman sevdiği birinin ölümünde çocuğa destek olmak sizin için çok güç olabilir. 
  • Anlayışla ve şefkatle yaklaşılabildiğinde, çocuğun sevdiği bir kişinin kaybına ilişkin ilk deneyimi, onun ölüm ve ölmek kadar yaşam ve yaşamakla ilgili pek de çok şey öğrenmesine fırsat verir.


ÖLÜM VE ERGEN

Her yıl binlerce ergen sevdiği birinin ölümünü yaşar. Bir ebeveyni, kardeşi, arkadaşı ya da akrabası ölen ergen kimliğini oluşturmada ona yardımcı olan birisini kaybetmenin acısını hisseder ve ölümle ilgili bu duygular hayatının sonuna kadar yaşamının bir parçası olur.
Bu dönemde ebeveynleri, öğretmenleri ya da arkadaşları ergene yardımcı olabilirler. Yetişkinler açık, dürüst ve sevecen olurlarsa, bu acı verici yaşantısı genç için öğretici de olabilir.

Birçok Ergene Güçlü Olması Söylenir

Ne yazık ki birçok yetişkin, ergenleri yaslarını paylaşmaları için yüreklendirecek anlayıştan yoksundur. Yastaki ergenler karmaşık duygularla boğuştuklarını gösteren n çeşitli sinyaller verirler ve gerçekte olduğundan daha iyi baş ediyormuş gibi davranmak zorunda kalırlar.
Bir ebeveyni öldüğünde genellikle ergene güçlü olması ve diğer ebeveynine destek olması söylenir. Oysa ergenler birilerine destek olma konusunda deneyimsizdirler. Bu tür çatışmalar yas sürecini aksatır.

Ergenlik Zaten Zor Bir Dönemdir

Ergenler artık çocuk değildir ancak henüz yetişkin de değildirler. Bebeklik dönemi dışında hiçbir gelişimsel dönem ergenlik kadar değişimlerle dolu değildir. Ergen çocukluğun güvenli ortamını bırakarak ebeveynlerinden ayrılma sürecini yaşamaya başlar. Bir ebeveyn ya da kardeşinin ölümü, zaten güç olan bu dönemde harap edici bir yaşantı olabilir. Sevdiği birisinin ölümünü yaşayan yastaki ergen, aynı zamanda fiziksel, psikolojik ve akademik baskılarla da karşı karşıya kalır. Ergen bir yetişkin gibi görünmeye başlasa da fiziksel gelişimi duygusal olgunluk düzeyiyle aynı olmadığından yas sürecinde tutarlı ve şefkatli bir desteğe ihtiyaç duyar.

Ergenler Desteksiz Kalabilirler

Çoğu insan, ergenlerin ailelerinden ve arkadaşlarından sürekli destek gördüklerini düşünür. Gerçekte bu tümüyle doğru olmayabilir. Ergenler genellikle kendilerine yüklenen sosyal beklentiler nedeniyle desteksiz kalırlar.
Ergenlerin bir an evvel büyümeleri ve ailenin diğer üyelerine – özellikle hayatta kalan ebeveyne ve kardeşlerine destek olmaları beklenir. Bir çok ergene (artık sen ailenle ilgilenmek zorundasın) denir. Ailesiyle ilgilenme sorumluluğunu yüklenen ergenin artık yas tutma fırsatı yoktur.
Bazen ergenlerin arkadaşlarından teselli bulacaklarını düşünürüz. Fakat ölüm söz konusu olduğunda bu doğru olmayabilir. Yastaki gençlere çoğunlukla akranları ilgisiz kalırlar. Öyle görünüyor ki, böyle bir yas yaşantısı olmayan akranlar gencin kaybını tümüyle yok sayarak çaresizlik duygularını yansıtmaktadır.

Yastaki bir gence yardım etmek istiyorsak duygusal destekten yoksun bir çevrede yaşıyor olabileceğinizi aklımızdan çıkarmamalıyız.

İlişki Çatışmaları Olabilir

Ergenler bağımsızlıklarını kazanmaya çalışırken sık sık aileleriyle çatışmalar yaşarlar. Ebeveynlerinden fiziksel ve duygusal olarak uzaklaştığı bu dönemde bir ebeveynini kaybeden ergenler sıklıkla suçluluk ve bağımsızlaşma işinin yarım kaldığı hissini yaşarlar. Bu uzaklaşma gereksinimi son derece doğal olduğu halde yas yaşantısını karmaşıklaştırmaktadır.
Çoğu ergenin aileleri ve kardeşleriyle ilişkilerinde zor anlar yaşadıklarını biliyoruz. Bu çatışmalar aileden ayrı bir kimlik oluşturma sürecinin sonucudur.Ergen ebeveyn ve kardeş ilişkilerinin karışık döneminde yaşanan ölüm, ergenin ölen kişiyle olan ilişkisi hakkında konuşma gereksinimi duymasına neden olabilir.

Ergenlerin Farklı Bir Yardıma Gereksinim Duyduğunu Gösteren Belirtiler

Daha önce de belirttiğimiz gibi, ergenin sağlıklı bir yas süreci yaşanmasını zorlaştıran pek çok neden vardır. Yastaki ergenlerin bazıları uygun olmayan ya da kaygı verici davranışlar gösterebilirler. Şu belirtilerin olup olmadığını gözlemleyin;

  • Kronik depresyon belirtileri, uyku güçlüğü, huzursuzluk, düşük benlik saygısı.
  • Akademik başarısızlık, okulla ilgili etkinliklere ilgisizlik.
  • Aile ve arkadaş ilişkilerinde bozulma.
  • İlaç ve alkol kullanımı, kavga gibi riskli davranışlarda bulunma.
  • Olağanüstü güçlü ve olgun görünme, acıyı inkar etme.

Yaşandığı kayıp nedeniyle zor günler geçiren bir ergene yardımcı olmak için, çevredeki tüm olanaklar araştırılmalıdır. Bazı ergenler için sizin gibi destekleyici bir yetişkinin zaman ayırması ve ilgi göstermesi yeterli olurken bazıları için okul danışmanları ( rehberlik servisleri) ve özel terapistler uygun yardım kaynakları olabilirler. Yasta olan ergene
yardım ederken önemli olan ergenin kendisini güvenli ve destekleyici bir ortamda hissetmesidir.

Destek Veren Yetişkinin Rolü

Yetişkinlerin sevilen birinin ölümü karşısındaki tepkileri, gencin ölüme gösterdiği tepki üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bazen yetişkinler ölüm hakkında konuşmak istemezler. Çünkü böyle yaparak genci acı ve üzüntüden koruyacaklarını düşünürler. Oysa gerçekte genç zaten bu yassı yaşıyordur.
Sevdiği birini kaybeden ergen, yaşadığı üzüntü ve karmaşık duyguların kendisiyle ilgilenen yetişkin tarafından onaylandığını ve doğal bulunduğunu bilme ihtiyacındadır. Ayrıca gencin yaşadığı bu acının sonsuza dek sürmeyeceğini anlaması için de yardıma ihtiyacı vardır. İhmal edildiğinde ise gencin hissedeceği yalnızlık ölümün kendisinden daha fazla acı verici olabilir. Daha da kötüsü genç kendisini acısıyla baş başa hisseder.

Kaybın Önemini Alamaya Çalışın

Unutmayın ki, sevilen birinin ölümü ergen için çok zor ve önemli bir yaşantıdır. Kaybın önemini anlamaya çalışın ve tüm yardım çabalarınızda şefkatli ve duyarlı olun.
Yas karmaşık bir süreçtir. Ergenden ergene farklılık gösterir. Ergene yardımcı olmaya çalışan yetişkinin, yasın saklanacak ya da utanılacak bir şey değil; ölen kişi için duyulan sevginin doğal bir ifadesi olduğunu belirtmesi gerekir.
Yetişkinler, sevgi ve anlayışla ergenleri bu zor zamanlarında destekleyebilir ve onların kişisel gelişimlerine yardımcı olabilirler.

Ölüm ve Yas Süreci, Beylikdüzü Ölüm ve Yas Süreci Terapisi, Beylikdüzü Psikolojik Danışman

Ölüm ve Yas Süreci, Beylikdüzü Ölüm ve Yas Süreci Terapisi
beylikdüzü ölüm ve yas süreci terapisi